Rain yansımaya bir süre baktı, sonra iç çekip yere oturdu.
"Diğer Mordret, ha? Sana böyle mi seslenmeliyim, beyefendi?"
Yansıma gülümsedi.
“Bana istediğin gibi seslenebilirsin. Her ne kadar Mordret ismine alışkın olsam da... bana 'diğer Mordret' demen, kendim olma konusundaki iddiamın onunkinden daha zayıf olduğu anlamına gelir ki bu biraz üzücü. Ayrıca..."
Tereddüt etti, sonra hafifçe küskün bir sesle konuştu:
"Beyefendi mi, ciddi misin? Bana beyefendi denmesini pek tercih etmem. Ne de olsa gençliğinin baharında bir adamım.”
Rain aynaya kuşkuyla baktı.
“Otuzunu geçtin, değil mi?"
Yansıma öksürdü.
"Şey... evet. Ama, ııı..."
Rain kıkırdadı.
"Bana istediğin gibi seslenebilirsin diyorsun ama bir sürü de şartın var. Her neyse... kim olduğumun farkındasın galiba?"
Bir an sessiz kaldı, sonra başını salladı.
"Farkındayım. Onun yaptıklarının çoğunu görüyorum... o da çok şey görüyor. Bu yüzden, kim olduğunla bir nevi tanışıklığım var.”
Yansıma — Mordret — onu kısa bir süre inceledi ve kaşını kaldırdı.
"Beni gördüğüne pek şaşırmış gibi durmuyorsun? Rezil bir Yüce'nin birebir kopyasını bulmanın en azından biraz şaşırtıcı olacağını düşünmüştüm.”
Rain hafifçe burnundan güldü.
“Yedi tane bedeni olan birini tanıyorum. Tek bir kopyanın olması, bana kalırsa o kadar da etkileyici değil."
Diğer Mordret gülümsedi.
"Oh. Sanırım o adamı ben de tanıyorum..."
Ondan sonra bir an sessizliğe gömüldü ve ardından duygusuz bir tonda konuştu:
"Ben ise seni gördüğüme oldukça şaşırdım. Diğer benliğim genelde kimseyi yanıma yaklaştırmaz — güvenliğim konusunda çok endişelidir, anlarsın ya. Bu yüzden, senin burada gözetimsizce dolaşmana izin vereceğini tahmin etmemiştim. Güzel bir sürpriz oldu."
Rain bunu duyunca iç çekmeden edemedi.
‘Hay aq.’
Biraz duraksadı, sonra dedi ki:
"Muhtemelen zararsız olduğumu bildiği içindir. Karıncayı bile incitmem."
Kusur'unu gizli tutmaya her zaman dikkat etmişti ama Hiçliğin Kralı bunu bir şekilde öğrenmiş olmalıydı — ya da en azından genel mahiyetini tahmin etmişti. Aynadaki tutsakla temas kurmasına izin vermesinin en muhtemel nedeni buydu.
Mordret ona eğlenerek baktı ve gülümsedi.
"Gerçekten mi? Ne komik bir tesadüf. Aslında ben de öyleyim — yani zararsızım. Halinden anlıyorum."
Gülümsemesi biraz acılaştı.
“Zayıflığın günah sayıldığı bir dünyada zararsız olmak zor, değil mi?"
Rain sadece omuz silkti.
“Biraz öyle, evet. Ama idare ediyorum.’ Hafifçe arkasına yaslanıp tavana baktı.
"Sanırım yeterince şanslıysan her günah affedilebilir. Ben de oldukça şanslı bir kızım."
Tuhaf yansımanın hapsolmuş gibi göründüğü boy aynasına bir göz attı ve ona anlayışlı bir bakış sundu.
“Sen ise hem zararsız hem de şanssız görünüyorsun. Zor olmalı."
O da gülümseyerek Rain'in omuz silkişini taklit etti.
"Biraz öyle, evet."
Rain bir süre sessiz kaldı, sonra öne doğru eğilip sordu:
"Hey, madem Hiçliğin Kralı'nın gördüğü her şeyi görüyorsun, belki bana neler olduğunu açıklayabilirsin? Burada tamamen kaybolmuş durumdayım... ne sikim dönüyor lan burada?"
Mordret mahcup bir ifadeyle burnunun ucunu kaşıdı.
"Bakalım... Düştohumu adında bir adam var; tüm insanlığı tüketip Kutsal olmak istiyor. Geçtiğimiz birkaç ay boyunca herkesi yavaş yavaş büyüledi ve onları kölesi yaptı. Sen de büyülenmiştin ve Düşmüşlerin Şarkısı'nı öldürmek için gizli bir hançer olarak kullanıldın. Şanslısın ki o hayatta kaldı ve zihnini kirlenmeden arındırdı. Sonuç olarak bazı anıların kayıp."
Rain birkaç kez gözlerini kırpıştırdı.
“Bu bazı şeyleri açıklıyor. Bir dakika, tüm insan ırkının köleleştirildiğini mi söyledin?"
Kalbi bir an duraksadı.
Mordret iç çekti.
"Epey bir Kâbus Yaratığı da öyle. Şu anda, diğer benliğim ile Düştohumu savaş halindeler. Gölgelerin Efendisi ile Değişen Yıldız ise kim bilir nerede, ne sikim yiyorlar. Umarım bu ikisinin dünyayı yok etmesini durdurmak için zamanında dönerler."
Rain yorgun bir halde yüzünü ovuşturdu.
"Demek ben de büyülenmiştim. Eğer Düştohumu kafamın içindeyse... bu muhtemelen bu kadar çabuk nasıl Yükselebildiğimi açıklıyor. Beni o mu eğitti? Ne onur ama, vay be."
Ve Leydi Cassia'yı bıçaklamıştı.
İnledi.
“Lanet olsun. Sonunda doğal Yükseliş'i başardım ve nasıl olduğunu hatırlamıyorum bile. O bilgi sonsuza dek gitti... ne yapacağım ben?"
Rain, yeni nesil Uyanmışları — ve ondan sonraki tüm nesilleri — güçlendirmek için deneyimini insanlıkla paylaşmalıydı. Şimdi ise o değerli deneyim gitmişti, Cassie tarafından kafasından silinmişti. Ve Rain ikinci kez Yükselemediği için, Yükseliş'i asla tekrar deneyimleyip öğrenemeyecekti. Acaba Cassie, sildiği o kirli anıları kendisi hatırlayacak mıydı?
Hatırlayacaktır — tabii kendisinin de köleleşmesini önlemek için kirli anılara dair kendi belleğini silmediyse. Bu durumda...
“Sana bu konuda yardım edebilirim."
Mordret'in sesi Rain'i karanlık düşüncelerinden çekip çıkardı. Ona baktı ve kaşını kaldırdı.
"Ne?"
Büyüleyici yansıma kısa bir süre tereddüt etti, sonra gülümseyerek omuz silkti. "Doğal Yükseliş — sana nasıl işlediğini anlatabilirim. Hatta bir Kâbusu fethetmeden nasıl Aziz olunacağını da öğretebilirim. Gerçekten şanslı bir kızsın gibi görünüyor! Dünyada bunu yapabilecek tek kişiye denk geliverdin.”
Rain adama uzun uzun baktı.
“Peki sen doğal Yükseliş'i, bırak doğal Üstünleşme'yi nereden bileceksin?"
Aynada kapalı kalan Mordret arkasına yaslanıp iç çekti.
“Neden bilmeyeyim? Ne de olsa ben de bu şekilde Aziz oldum.”

Yorumlar (2)
Yorum yapmak için giriş yapın
Bu seri hakkındaki düşüncelerinizi paylaşmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.
Yorum Yap
Bildirimler
Henüz bildiriminiz yok
Profil Ayarları
Kabul edilen formatlar: JPEG, PNG, WebP, BMP, TIFF
Maksimum boyut: 2MB
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!