"30.000... Tam tamına 30.000 kişi..."
Ciddi miktarda zaman alan bir süreçti ama sadece 1.000 NPC'si olan bir köy, sürekli bir oyuncu akışı olursa bir şehre dönüşebilirdi. Bir krallık kurmak için en az 100.000 kişi gerekiyordu. Ancak Grid, Doğu Kıtasına gitmiş ve 10 gün içinde yanında 30.000 NPC getirmişti.
Bu, gerçek dışı denebilecek kadar devasa bir rakamdı. Lauel şoke olmaktan kendini alamadı.
"Biliyor musunuz? Sıradan bir oyuncu tek bir NPC ile %100 yakınlık kurmakta bile zorlanır."
Bir NPC ile yakınlık en üst düzeye çıkarılsa bile, NPC'leri peşinden sürükleyebilen çok az oyuncu vardı. Neredeyse hiç yoklardı.
"Fakat Majesteleri 10 günden kısa bir sürede 30.000 kişinin kalbini mi fethetti?"
Lauel, Grid'in Pagma'nın Halefi olduktan sonra 'kolayca tanınma' unvan etkisine sahip olduğunu biliyordu. Yine de Grid'in NPC'lerle hızla yakınlık kurmasının arkasındaki tek neden unvanın etkisi değildi. Grid'in NPC'leri etkileme yeteneği olağanüstüydü. Lauel şaşkınlığını ve hayranlığını dile getirince Grid ona gerçeği anlattı.
"Aslına bakarsan, Pangea'da beni takip etmek isteyen 250.000 kişi vardı. Pangea'nın tüm sakinleri Tamteçhizat vatandaşı olmak istedi. Ne yazık ki Batı Kıtasına dönüş parşömeni sadece 30.000 kişiye izin veriyordu. Ben de sadece 30.000 kişi getirebildim."
"..."
Karşısındaki kişi Grid olmasaydı, Lauel bunun bir yalan olduğuna %100 emin olurdu. Onlara abartmamalarını söylerdi. Ancak Lauel, Grid'e sonsuz güveniyordu. Grid'in tüm sözlerine inandı.
"...Gerçekten de samimi bir kalbi olan bir adam. Grid'in çekiciliği bir bataklık gibi. Kimse bunu inkar edemez. Tıpkı benim Majestelerinden kaçamadığım gibi."
"...G-Gerçekten mi?"
Grid'in tüyleri diken diken oldu ve kendi iyiliği için görev penceresini açtı. Grid'in listesinde özel bir görev vardı.
[Kralın Görevi]
Bu, Grid'in Tamteçhizat Krallığını kurmasından sonra ortaya çıkan büyük ölçekli bir görevdi. Sadece kral olan oyuncular için var olan bir görevdi. Sıradan oyuncular için böyle bir şey yoktu.
'Demirciler Khan'a, Han Seokbong Lauel'e ve Kızıl Anka Grubu da Asmophel'e verilecek.'
Geriye kalan Pangea sakinlerinin yeteneklerini henüz çözememişti. Grid onları doğru yerlere yerleştirmeden önce haklarındaki detayları bilmek istiyordu. Ne var ki 30.000 sakinin hepsini Büyük Lord'un Kılıcı ile tek tek incelemek saçmalıktı. Bu bir iki günde yapılamazdı ve aylar sürebilirdi.
Bu yüzden Kralın Görevleri listesini açtı. Bu, ertelenmiş olan görevi tamamlamak içindi. Büyük Lord'un Kılıcını Kralın Kılıcına yükseltmek için olan bir görevdi.
[Kralın Rolü (1)]
Zorluk Seviyesi: Bağlantılı Görev
Kral tüm halkın bir parçasıdır.
Halkı gözetmek ve onları doğru yerlere yerleştirmek gibi bir görev vardır.
Halkın hayatını tecrübe et ve onları daha derinden anla.
Görev Tamamlama Koşulları: 100 sınıfı tecrübe et.
Görev Ödülü: Kralın Kılıcını nasıl yapacağını öğren. Sonraki bağlantılı görev.
[Kralın Kılıcı]
Dayanıklılık: 530/530 Saldırı Gücü: 320
- Asalet +300
- İçgörü +300
- Liderlik +300
- 'Geniş Alan Karakter Gözlemi' yeteneği oluşur.
- 'Yetenek Arayışı' yeteneği üretilir.
Sadece bir krallığın hükümdarı tarafından kullanılabilecek bir kılıç. Askerleri ve sakinleri daha yakından gözlemleyebilir ve onlara etkili bir şekilde komuta edebilirsin.
Kullanım Koşulları: Kral olmak.
Ağırlık: 490
Geniş Alan Karakter Gözlemi. Bir seferde sadece bir kişiyi gözlemleyebilen Büyük Lord'un Kılıcından farklı bir etkiye sahip olduğu açıktı.
'Aynı anda birkaç kişiyi gözlemleyebilirsem yetenek aramak çok daha kolay olacak.'
Başka bir deyişle, Grid Kralın Kılıcını istiyordu. Ama şu görev tamamlama koşullarına da bir bak! En az 100 sınıfı tecrübe etmesi gerekiyordu. Görevin zorluk derecesi saçma derecede yüksekti.
'Sırf can sıkıcı olduğu için bunu erteleyip duruyordum...'
Grid sadece 30.000 Pangea sakinini değil, aynı zamanda krallığı oluşturan 800.000 kişiyi de gözlemlemek istiyordu. Aralarında dahi olarak sınıflandırılabilecek isimlendirilmiş bir NPC var mıydı acaba?
'Çok açgözlü olamam.'
Grid her alana 'uyabilecek' sıradan bir yetenek seviyesi istiyordu. İnsanları etkili bir şekilde görevlendirebilirse, Tamteçhizat Krallığının iş gücü sıkıntısı büyük ölçüde çözülecekti.
'Kendimi psikolojik olarak hazırlamam lazım.'
Grid derin bir nefes aldı ve tahtından kalktı.
"Bundan sonra kılık değiştirerek dolaşacağım."
Cehennem başlamıştı.
50 gün geçti.
Grid halkın arasına karıştı ve her gün iki farklı iş tecrübe etti. Bir restoranda servis yaptı, tuvalet temizledi, yatakhanelerle ilgilendi, muhafız olarak birilerine eşlik etti ve farklı loncalar için gizli görevler yerine getirdi. Reinhardt'taki çoğu işi tecrübe ettiğini söylemek abartı olmazdı. Grid farkında değildi ama bu sırf o Grid olduğu için mümkündü.
Bir düşünün. Kaç oyuncu tüm görevleri yerine getirebilirdi ki? Örneğin, Şövalye sınıfına sahip bir oyuncu Suikastçı Loncası için gizli görevleri yapamazdı. Bunun için gereken yeteneğe sahip değillerdi. Fakat Grid'in istatistikleri yüksekti ve tepeden tırnağa donanımlıydı.
Yüksek Çevikliği ve Kapüşonlu Hırkayı kullanarak Suikastçı Loncasının gizli görevini tamamlamak kolaydı. Büyücü Loncası görevinde Büyülü Mermi ve Belial'ın Asasını kullandı. Ayrıca Tank Loncasında da büyük bir sükse yapmıştı. 'Bir seyyar satıcıya eşlik ederken düşmanın saldırılarını tanklama' görevi kolayca halledilmişti. Grid bir zamanlar 100.000 düşmanı tek başına tanklamıştı. Görevi yapan diğer sıradan tanklar 'Vantner'ı geride bırakan canavar bir muhafız ortaya çıktı' diyordu.
"Grid bir munchkin mi?"
"Munchkin mi?" (Çevirmen Notu: Genellikle oyunları aşırı rekabetçi bir şekilde oynayan oyuncuları tanımlamak için kullanılır. Oyundan zevk almak yerine, genellikle başkaları pahasına belirli bir amaç için oynarlar. Kore romanlarında, güç dengesini hiçe sayan, hileli derecede güçlü bir karakter anlamına gelir.)
"Fantastik romanlarda bir karakter türü."
"..."
Tamteçhizat üyeleri, Grid'in mevcut durumunu gördüklerinde hayrete düştüler. Sanki Grid kendi başına tamamen farklı bir oyun oynuyordu. Grid artık hileli bir karikatüre dönüşmüştü. Ancak Grid böyle düşünmüyordu.
'Hâlâ yükseliyorum.'
O, mitolojilere göz atmış bir efsaneydi ama aslında henüz gerçek bir efsane değildi. Bu ne anlama geliyordu? Mit sınıfı olasılığı açılmıştı ama o, önceki efsanelere kıyasla hâlâ yetersizdi. Eksikti. Henüz ne o ne de buydu. Grid kendisini böyle değerlendiriyordu.
'Biraz daha. Hayır, çok daha fazlası.'
Elinden gelenin en iyisini yapacaktı. Daha da gelişecekti. Yeterli bir hale gelecekti. Grid, Reinhardt'ta çalışırken kendi kendine böyle söz verdi.
Kimliğini gizlediği 50 gün boyunca Reinhardt'ta her türlü söylenti uçuşuyordu.
"Reinhardt'ta dahi bir büyücü ortaya çıkmış."
"Reinhardt'ta dahi bir suikastçı ortaya çıkmış..."
"Reinhardt'ta dahi bir temizlikçi ortaya çıkmış..."
"Dahi bir masör..."
Bütün söylentiler Grid'den bahsediyordu. Grid'in ise bundan haberi yoktu. 50 günlük söylentiler daha fazla oyuncunun Tamteçhizat Krallığına girmesine yol açtı. Özellikle masörle tanışmak isteyen pek çok kişi vardı. Hatta bazı insanlar bu kişinin becerilerinin o kadar mükemmel olduğunu ve 'efsanevi masör' sınıfının ortaya çıktığını iddia ediyordu.
"Bu sonuncusu."
Grid 50 günlük görevini yerine getirirken, Zirvedeki Kılıç da Grid'in ona verdiği görevi tamamlıyordu. Görev oyunda değil, gerçek hayattaydı. Zindan Yapıcı, Acılı Jokbal Ye'yi bulmaktı. Çok önemli bir görevdi.
"Bütün ay sadece acılı jokbal yiyip durdum..."
Zirvedeki Kılıç internette araştırma yapmış ve acılı jokbal satan toplam 109 dükkân olduğunu bulmuştu. Oldukça büyük bir jokbal zinciri vardı. 109 dükkândan birinde 'Zindan Yapıcı' için bir ipucu bulabilecek miydi? Zirvedeki Kılıç iki haftasını jokbal dükkânlarını gezerek ve her gün acılı jokbal yiyerek geçirmişti. Dudakları yara olmuştu ve midesindeki yanma onu deli ediyordu.
"Hoş geldiniz."
Güney Jeolla Eyaleti, Haenam. Güney Kore'nin en güney ucunda bir acılı jokbal dükkânı vardı. Seul'den oldukça uzaktaydı. Zirvedeki Kılıç dükkâna girerken homurdandı ve ustalıkla acılı jokbal sipariş etti.
"Bir küçük boy acılı jokbal. Lütfen daha az tatlı olması için biraz nişasta şurubu ekleyin ve yüksek ateşte kavurun."
"Anlaşıldı."
Bu, sadece bir iki kere acılı jokbal yemiş biri değildi. Haenam'daki acılı jokbal dükkânının sahibi, Zirvedeki Kılıç'ın bir gurme olduğunu fark etti. Ardından acılı jokbali pişirmeye başladı. Bir an sonra.
"Afiyet olsun."
Sahibi acılı jokbali bizzat kendisi getirdi. Tadı konusunda kendine çok güveniyor gibiydi. Zirvedeki Kılıç onunla yüzleşti ve açıkça söyledi.
"Karanlık."
"...?"
"Kan Karnavalı."
"...??"
"Çılgın ejderha yumurtası."
"...???"
Zirvedeki Kılıç her konuştuğunda restoran sahibini dikkatle inceledi. Eğer en ufak bir sarsılma belirtisi gösterirse dükkân sahibi Zindan Yapıcı demekti. Ama dükkân sahibi hiç oralı olmadı. Sanki Zirvedeki Kılıç tuhaf biriymiş gibi mutfağa geri döndü. Zirvedeki Kılıç'ın omurgasından aşağı bir ürperti indi.
"Burada da mı değil?"
Ülke çapındaki 109 acılı jokbal dükkânını gezmiş ve Zindan Yapıcı ile karşılaşmamış mıydı? Başka bir deyişle.
"En kötüsü de... Belki de Grid'in bahsettiği Zindan Yapıcı acılı jokbal dükkânı işleten biri değildir. Sadece acılı jokbal yemeyi seviyor da olabilir."
O zaman 109 dükkânın hepsini dolaşıp onlardan müdavimlerin listesini mi istemesi gerekecekti?
"Ah, sikeyim böyle işi."
Zirvedeki Kılıç acılı jokbalin hepsini yedi ve minibüsüne döndü. İçinde Tatmin kapsülü bulunan lüks bir minibüstü. Zirvedeki Kılıç kapsüle oturdu ve şoförüne seslendi.
"Eve vardığımızda beni uyandır."
"Tamamdır."
Vrrummm.
Minibüs Seul'e dönmek üzere yola çıktı. Acılı jokbal restoranının sahibi sigarasını yaktı ve minibüsün uzaklaşmasını izledi.
"Of... Ta buralara kadar taşındım ama yine de bir iblis buldu beni. Grid, sen harbi normal biri değilsin. Acımasız ve çok inatçısın."
Oyundaki karakterinden farklı görünmesi büyük bir şanstı. Acılı jokbal dükkânının patronu o kadar rahatlamıştı ki ter döküyordu. Paniğe kapılmıştı ve ciddi ciddi yurtdışına çıkıp çıkmamayı düşünüyordu. Tam o anda, Zirvedeki Kılıç'ın minibüsü geri döndü.
"Hey patron."
Zııırrrt.
Zirvedeki Kılıç minibüsün kapısını açtı. Sakin bir ifade takınmaya çalışan acılı jokbal dükkânı sahibine gülümsedi.
"Zindan Yapıcı, Acılı Jokbal Ye sen misin?"
"Ne demek istiyorsun?"
"Restoranında televizyon yok. Televizyonu ihmal etmek Tatmin oyuncularının bir özelliğidir."
"..."
"Patron, televizyon izlemiyorsun ve restoranında müşteriler için bir televizyon bile yok. Nasıl ama? Vatanseverler Derneği başkanına yakışır bir akıl yürütme değil mi? Soya fasulyesi ezmesi ve kimchi yiyerek büyümüş birinin o mükemmel beyniyle gurur duyuyorum."
"...Televizyonu olmayan başka restoranlar da yok mu ki?"
"Evet, bu yüzden başlarda tam emin değildim. Ama güneş gözlüğü takıyorsun. Acılı bir jokbal dükkânının sahibi neden güneş gözlüğü taksın ki? Saklanmak istedin. Yüzünü. Haksız mıyım?"
"...İnanılmaz. Vatanseverler Derneği başkanı olmayı hak ediyorsun."
Hışırt.
Acılı jokbal dükkânının patronu önlüğünü çıkardı. Artık bu durumdan kaçamazdı ve yüzleşmeye hazırdı.
"Cokro Adası'nın Kan Karnavalı tarafından yok edilmesi yüzünden mi geldin? Hodri meydan. Seninle icabına bakarım."
Tatmin piyasaya sürülmeden öncesinden beri oyun oynuyordu. Haenam'daki acılı jokbal dükkânının patronu en az 10 yıllık bir kariyere sahipti. O kendinden emin bir şekilde yumruğunu kaldırırken, Zirvedeki Kılıç'ın kafası karışmıştı.
"Tanrı Grid ve Tamteçhizat Loncası bu kadar dar görüşlü mü sence? Beni güldürme. Sadece seninle tanışmak istedik."
"Ne? Kan Karnavalı liderine karşı hiçbir kin gütmüyor musunuz?"
"Bu gurur duyulacak bir şey. Bir Güney Koreli, böylesine güçlü bir gücün lideriydi. Vatanseverler Derneği başkanı olarak bundan gurur duyuyorum. Sadece bunun acımasız bir örgüt olması beni biraz utandırıyor o kadar."
"..."
"O halde ben gidiyorum. Eğer bir gün Tamteçhizat Loncasına katılmak istersen, benimle iletişime geçmekten çekinme."
Zirvedeki Kılıç kartvizitini dükkâna bıraktı ve rahat adımlarla oradan ayrıldı. Kendisinin çok havalı göründüğünü düşünüyordu.

Yorumlar (2)
Yorum yapmak için giriş yapın
Bu seri hakkındaki düşüncelerinizi paylaşmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.
Yorum Yap
Bildirimler
Henüz bildiriminiz yok
Profil Ayarları
Kabul edilen formatlar: JPEG, PNG, WebP, BMP, TIFF
Maksimum boyut: 2MB
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!