İnsanlar etrafta zıplayan çekirgeleri gördükleri gibi paniklediler.
“H-Hey! Neden böyle bir şey yaptı—”
Bazıları boş boş bakıyorken bazıları üzerime atıldı.
“Orospu Çocuğu.”
“...Hemen bulsan iyi olur. Sadece üç dakika kaldı.”
Sözlerim insanların vagonun her yerini delirmiş canavarlar gibi aramaları için sinyal görevi görmüştü.
“Aldım! Aaaack!”
Çekirgeleri yakalayacak kadar şanslı olanlara yönelen art niyetli saldırılar vagonun kaosa sürüklenmesine neden olmuştu.
“Hey, Neden böyle yaptın? Çekirgeleri direkt olarak veremez miydin?” Arkamı döndüğümde Kim Namwoon’un doğrulduğunu gördüm.
Boynunu kıtlatan Kim Namwoon’a dikkatlice cevap verdim, “12 kişi var.”
“...Huh?”
“Toplama ağında üç böcek kalmıştı.'
Kim Namwoon ağzını yaya yaya gülmeden önce kaşlarını çattı. “12’ye 3? Hahahaha! Herkes kurtulamayacak diye? O yüzden attın?”
“Evet.”
“Beni güldürme.”
“...?”
“Aklı yerinde olan biri bu sebepten öyle bir şey yapmaz.”
Kim Namwoon’un gülümsemesi kayboldu.
“Dürüst ol. Böyle bir sahne görmek istemiştin, değil mi?”
Hayatta Kalma Yolları’ndan bildiğim Kim Namwoon’u hatırladım. Aynı anda bir mesaj işittim,
[Özel Yetenek, Karakter Listesi etkinleştirildi.]
Sonra gözlerimin önünde bir pencere açıldı. Hâlen niteliğimin ne olduğunu bilmesem de açılan pencereye baktım.
+
<Karakter Bilgisi>
İsim: Kim Namwoon
Yaş: 19
Sponsor: Yok (İki takımyıldızı şu anda bu kişiye ilgi gösteriyor.)
Özel Nitelikler: Chuunibyou¹ (sıradan)
Özel Yetenekler: Sıra Dışı Adaptasyon Sv.1, Bıçak Dövüşü Sv.1, Kararma Sv.1
Genel İstatistikler: Dayanıklılık Sv.3, Güç Sv.4, Çeviklik Sv.6, Büyü Gücü Sv.4
Genel Değerlendirme: Özel bir olay sonucu kararmış bir chuunibyou¹. Kendisiyle fazla ilişkiye girilmemesi tavsiye edilir.
+
Hayatta Kalma Yolları’nda ortaya çıkan chuunibyou’ların çoğu kabuslarının gerçeğe dönüşmesini kaldıramayarak intihar etmişti. Fakat önümdeki chuunibyou, Kim Namwoon, farklıydı. Daha sonraları takma adı ile bilinecek bu adam sıradan bir chuuni değildi. Uzun zamandır dünyanın yıkılmasını bekleyen bu genç adam yeni dünyaya ‘olağandışı bir hızla’ adapte olmuştu.
“Birlikte çalışalım. Ne dersin?” O genç adam şimdi bana teklif yapıyordu.
[Karakter Kim Namwoon senden etkilendi.]
[Karakter Kim Namwoon üzerindeki anlayışın yükseldi.]
Kim Namwoon ile el ele verirsem kesin hayatta kalırdım. Hayatta Kalma Yolları’nı okumasaydım seçimim biraz farklı olurdu.
“Üzgünüm ama yalnız olmak istiyorum.”
“Gerçekten mi, Hmm, yazık oldu.”
Kim Namwoon dudaklarını yaladı ve yaklaştı.
“O zaman biraz kenara çekilir misin? Arkandaki yaşlı hanfendiyle yapmam gereken bir şey var.”
Sözlerini duyduğumda arkamda kan revan içinde kalıp bayılan zar zor nefes alan yaşlı kadına baktım.
“Ne istiyorsun?”
“Belli değil mi?”
“Böcekleri yakalamayacak mısın?”
“Böcekleri mi? Neden yakalayayım ki?” Kim Namwoon güldü.
“Önümde ya zaten.”
Kim Namwoon’un katil ruhunu hissedebiliyordum. Sadece romanda var olan karakter karşımda canlı bir delilikle duruyordu. Biraz korkuya kapılmama sebep olmuştu. Kim Namwoon tam da hayal ettiğim gibi biriydi.
[Karakter Kim Namwoon’un sana karşı duyduğu hoşnutluk azaldı.]
“Neye bakıyorsun? Hemen kenara çekil."
“O biraz zor.”
“Ne?”
“Çekilmeyeceğim.”
“Haha, şimdi adaletin tarafını mı tutacaksın? Çoklu kişilik bozukluğun mu var?”
Cevap vermedim. Karanlık bir gölge yavaşça Kim Namwoon’un yüzünü sardı, parıldayan gözleri birden donuklaştı.
“Hayır, bekle bir dakika. En başta bunu yapmak için mi ağı attın? Gerçekten mi?”
“...”
“Yaşlı kadını kurtarmak mı istiyorsun? Hahaha! İnanılmaz! Gerçekten inanılmaz, değil mi?”
Yine cevap vermedim. Yüzüne bakınca eski anılarım aklıma geldi.
“Ah, aslında en nefret ettiğim insanlardanmışsın. Tüm piçler aynısınız.”
Hepsi Hayatta Kalma Yolları’nı okurken bu velede sinirlendiğim anlardı.
[Karakter Kim Namwoon seni küçümsüyor.]
“Ne dedin sen?”
Sözleri bile bitmeden gelen yumruktan sıyrılmak için zamanlamayı ayarladım ve başımı eğdim.
“Oh, fena değil." Kim Namwoon mırıldandı. Geleceğini bilmeme rağmen başımın üstünde bir sıcaklık hissettim. Bu sıradan bir yumruk değildi.
[Kararma Sv.1]
Kim Namwoon’un bedeninden karalık bir aura yükseldi. Bu ‘chuunibyou’ niteliğinin özel yeteneğiydi.
İlk senaryonun sonlarından önce yetenek kullanabilmek çok nadir olsa da Kim Namwoon çoktan yeteneğini gösteriyordu. Psikopat doğasına rağmen ana karakterin onu yanına almasının bir nedeni vardı.
Çaat!
Vurduktan sonra sağ omzum kasıldı. Bu şekilde savaşırsam kesinlikle kaybedecektim.
...‘O’nu şimdi mi kullanmalıyım? Mesajı duyduğumda zamanlamayı hesaplıyordum.
[Karakter Kim Namwoon üzerindeki anlayışın yükseldi.]
[Özel yetenek Bilge Okuyucunun Bakış Açısı Sv.1’i kullanmak için gereken koşulları tamamlamaya yaklaştın.]
Bilge Okuyucunun Bakış Açısı mı? O da ne?
[Bilge Okuyucunun Bakış Açısı Sv.1’i kullanmak için gerekli olan koşullar sağlandı!]
Kim Namwoon’un yumruğu beni ıskaladı ve yere çaptı.
“Haha, Ne? Ben daha da güçlenmedim mi?”
Yumruk yerde bir izi bırakmıştı.
Kim Namwoon şu anki gücünü yavaş yavaş gösteriyordu. Tek vuruşta bir kemiği kırabilecek yumruklar yere çarpmaya devam etti. Kim Namwoon sinirini kontrol edemedi.
“Ah, sana neden vuramıyorum?”
Tabii ki, ikinci yeteneğim sayesinde bana vuramazdı.
[Özel yetenek Bilge Okuyucunun Bakış Açısı Sv.1 aktive edildi!]
Yetenek aktive edildiği gibi aklını okuyormuşçasına Kim Namwoon’un saldırı yönünü görebiliyordum. Mesela, böyle...
「Sağ taraf.」
Saldırı yönünden hemen uzaklaştım.
「Sağ göz.」
Eğildim ve gelen yumruktan sıyrıldım.
“Gerçekten de kaçınmakta iyisin!”
Sporda kötü olduğum için karşı atak yapamasam da en azından saldırılarının çoğundan kaçınabilirdim.
「Sağ bacak.」
Acı katlanılabilirdi. Önemli olan zaman kazanmaktı. Kim Namwoon’un yumruğundan kaçtım ve havadaki saati işaret ettim.
“İki dakika kaldı, Çocuk.”
Streslenen Kim Namwoon birkaç kez bana ve yaşlı kadına baktı. “Lanet Olsun.”
Anlık bir karala Kim Namwoon’un gözleri yaşlı kadına odaklandı.
Yaşlı kadını zorla uzağa yuvarladım. Yaşlı kadın ölürse Kim Namwoon senaryoyu tamamlardı. Ne olursa olsun kesinlikle bu adamı sonraki senaryoya gönderemezdim.
“Haha, öyle hareket edeceğini biliyordum.” Kim Namwoon çantasından bir şey çıkartırken içimi uğursuz bir his doldurdu.
Floresan ışıkta bir çakı parladı.
Bu taşınabilir MacGyver bıçağıydı. Unutmuştum. Bu adam bir ordu kurgusu fanatiğiydi.
‘Bıçak dövüşü’ ile ‘Kararma’ yetenekleri arasında bir bağ vardı. Bıçağın gideceği yön çok belliydi.
[Kalp.]
Yönünü bilsem bile sıyrılamayacağım bir saldırıydı. Hızlı bir karar verdim. Sıyrılamıyorsam daha az hasar alabileceğim bir yere vursa daha iyi olurdu.
Cıııırrrt!
Bıçak kalbimi sıyırıp omuzumda dar derin bir yara açtı.
Acıdı. Çok acıdı. Cildimde yakıcı bir acı vardı. Görüşüm bulanıklaşıyordu, ölümün yaklaştığını hissedebiliyordum.
“Haha, öl!”
Senaryonun bitmesine bir dakika otuz saniye kalmıştı. Yaşlı kadına doğru baktım. Yaşlı kadın için ne kadar üzülsem de artık gerçekten ‘onu’ kullanmalıydım.
“Chungil lisesi, 2. Sınıf, Kim Namwoon sana bir sorum var.”
“...Ne?”
“Sence bir çekirge yumurtası yaşayan bir şey midir?”
Cebimde duran az önce öldürdüğüm çekirgeyi aldım. Dolgun yumurta kesesi açıkça doluydu. Birkaç ufak sesten sonra elim bir sıvıyla doldu. İğrenç bir his vücudumu sararken bir mesaj duydum.
...
[Yaşayan bir canlıyı öldürdün.]
[Ek ödül olarak 100 jeton kazandın.]
[Yaşayan bir canlıyı öldürdün.]
[Ek ödül olarak 100 jeton kazandın.]
...
Ardı ardına gelen mesajlar kulağımı doldurdu. Kim Manwoon kaşlarını çattı. “Çekirge yumurtası mı? Ne saçmalıyorsun? Zaman kazanmaya mı çalışıyorsun?”
“Sanırım.”
“Nereden bileyim ki? Biyoloji dersinde her zaman uyuyordum.”
Kim Namwoon kanlı omzuma bakarken mutlu bir şekilde gülümsedi. “Ama bir şeyden eminim. Ne biliyor musun?”
“Nedir?”
“Şimdi öleceksin!” Kim Namwoon, cevap bile veremeden bıçağını salladı.
[Büyük miktarda jeton elde edildi! Jeton kullanım ipuçlarını kontrol etmek ister misin?]
Kulağıma gelen mesajı dinlemedim. Zaten içeriğini biliyorken gerek yoktu.
“Hayır ölecek olan sensin,” diye cevap verdim içimden başka bir şey mırıldanırken.
[2700 jeton ‘Dayanıklılığa’ yatırıldı.]
[Dayanıklılık Sv.1 -> Dayanıklılık Sv.10]
[Dayanıklılığın büyük oranda arttı!]
[Vücudunun direnci büyük oranda arttı!]
Kim Namwoon’un bıçağı kalbimi delmişti. Aslında, delmiş gibi gözüküyordu. Vücudum sağlam bir kayadan yapılmış gibi, olan tek şey bir çizikti. Kim Namwoon’un gözleri şaşkına dönmüştü.
“Nasıl?”
“Sorduğum sorunun cevabını vereyim. Yumurta yaşayan bir canlıdır.”
“N-Ne?
“Ve üreme mevsiminde çekirgeler yüzden fazla yumurtlarlar.”
Yumurta, yaşayan şey, 100...
Ne yazık ki kalan zaman bu okul çocuğunun boş kafasıyla anlaması için çok azdı.
“Ne diyorsun?”
“Anlamaman önemli değil. Sadece bir dakika kaldı.”
Kim Namwoon’un yüzü korkuyla doldu.
“Aaaah! Öl! Öl!”
Boynuma doğru gelen bıçağı savuşturmaya bile çalışmadım.
Kakakang!
Saldırdığı yer göğsümden daha savunmasız olduğu için miydi? Yara daha büyük olsa da acıtmamıştı.
“Kim Namwoon.” Kim Namwoon’un arkasında hâlen böcekleri yakalamaya çalışan ve kendi canları için diğerlerine zarar vermekten çekinmeyen insanlar vardı.
“Haklısın. İkimiz aynıyız."
Belki bu insanlardan bazılarını kurtarabilirdim.
“Lanet olsun! Ölsene! Neden ölmüyorsun!”
55 saniye... 50 saniye... 45 saniye...
Bıçak sadece çizik bırakıyordu. Kan aksa da derinin altına ulaşamıyordu. 30 saniye kalmışken Kim Namwoon ağzını açtı ve önümde diz çöktü.
“K-Kurtar beni.”
25 saniye.
“Kurtar beni! Lütfen! Yardım et!”
“Neden edeyim?”
20 saniye.
“Bariz değil mi? Her yaşam önemlidir!”
“Senin de dediğin gibi bu, eski dünyanın kuralıydı. Yeni dünya yeni kanunlar gerektirir.”
10 saniye.
“İstemiyorum, istemiyorum, ölmek istemiyorum! Aaaaaack!”
5 saniye. Kim Namwoon bana doğru koştu ve gözümü hedef aldı. Bıçak tam retinamı delecekken...
[Verilen süre tükendi.]
Büyük bir sesle Kim Namwoon’un başı patladı.
[Ödül teslimi başlayacak.]
Kim Namwoon’la birlikte her yerden insanların kafası patlamaya başladı.
Bir, iki, üç, dört...
Patlayan kafalar yeni bir çağı simgeleyen havai fişeklere benziyorlardı. Sahneyi biraz neşe, biraz suçluluk, biraz da bilinmeyen bir hisle izledim.
Neden? Neden önümdeki bu sahneye rağmen çok sakindim? Sanki romana bakıyordum.
[124 yaşayan canlıyı öldürdün.]
[Öldürme Geçmişi: Bir çekirge, 123 çekirge yumurtası.]
[Direnç göstermeyen canlıları öldürdün, elde ettiğin jetonlar yarı yarıya düşürüldü.]
[6.200 jeton elde edildi!]
[Stat yükseltimi için harcanan jetonlar otomatik olarak çıkarıldı.]
[Toplamda 3.500 jetonun var.]
[‘Toplu Katliam’ başarımı aşırı öldürme sonucu kazanıldı.]
Yüzüm vagondaki kara aynaya yansıdı.
Aynaya daha önce defalarca baksam da bu daha önce hiç görmediğim bir yüzdü. Yanaklarımdaki kanı silsem de çıkmadı. Penceredeki kanmış aslında.
Kkiiik.
Sarsıntıdan sonra tren tekrar hareket etmeye başlamıştı.
Tekrar o tren sesi gelmişti.
Kısa bir süre sonra içeri dolan ışık camlardaki karanlığı kaldırdı.
Apgujeong ile Oksu arasındaki 3. Hattın yüzey bölümüne ulaşmıştık.
Pencereden Han Nehri ve Seul gözüküyordu.
Ahh. Birisi iç çekti. Bu çekiş kurtulmanın verdiği derin rahatlamayı içeriyordu.
Fakat, iç çekişin mânâsının değişmesi çok da uzun sürmedi.
Ah, ah...
Pencerenin dışındaki manzara artık bildikleri Seul değildi.
Harap olmuş şehirden duman ve toz yükseliyordu.
Köprüleri yıkılan Han Nehri, ölmüş askerlerin cesetleriyle kırmızıya dönmüştü.
Yıkılan binaların arasında bir canavar, oyuncakmışçasına K1 tankının üzerinde hopluyordu.
[Ana Senaryo #1 – Değerini Kanıtla sona erdi.]
[Temel temizleme ödülü olarak 300 jeton elde edildi.]
[100 jeton, kanal kullanım ücreti olarak düşürüldü.]
[Ek ödül hesaplaması birazdan başlayacak.]
Bir dünya yok olurken yeni bir tanesi doğdu.
...Ve ben bu dünyanın sonunu bilen tek okuyucuydum.
______________________________________
Bölüm Sonu Notları:
*¹ Chuunibyou (Lise 2.sınıf sendromu): liseli öğrencilerin anime karakterlerini gibi davrandıkları, kafalarında hayaller kurdukları döneme verilen ad.

Yorumlar (2)
Yorum yapmak için giriş yapın
Bu seri hakkındaki düşüncelerinizi paylaşmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.
Yorum Yap
Bildirimler
Henüz bildiriminiz yok
Profil Ayarları
Kabul edilen formatlar: JPEG, PNG, WebP, BMP, TIFF
Maksimum boyut: 2MB
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!