Bölüm 750: Çekim?

event 8 Kasım 2025
visibility 61 okuma
translate Çevirmen: Dnightshade
person_add Ekleyen: JanDark

Bu konular üzerine pek çok dergi okumuş olan Klein, dahil olmak istediği sosyal yaşamda bolca balo düzenlendiğini bildiğinden Walter'ın önerisine şaşırmamıştı. Nazik bir şekilde uşağını onayladıktan sonra başını çevirip valesi Richardson'a baktı.

"Aracı hazırla. Aziz Samuel Katedrali'ne gideceğim."

Chanis Kapısı'nın ardına sızmak için katedraldeki herkesi gözlemlemesi, sık sık orayı ziyaret etmesi gerektiğini unutmamıştı. Samimiyetini kanıtlamak için her vakit bulduğunda katedrale gidip dua etmesi, oradaki rahiplerle tanışması gerekiyordu.

"Tabii efendim," dedi Richardson kibar bir şekilde.

Böylece Klein çok geçmeden dört tekerlekli lüks kiralık aracına binmiş, dilim limonlu siyah çayını yudumlayarak manzaraların keyfini çıkarmaya başlamıştı.

Aslında aracın içinde küçük bir bar tezgahı da vardı ve Walter tezgahı Altın Lanti, Kış Siyahı Rand, kırmızı ve beyaz Intis şarabı gibi alkollerle doldurmuştu.

Ancak Klein alkolden pek de hoşlanmıyordu. Bir Beyonder olarak, çakırkeyif olma hissi onun için pek de çekici değildi. Hatta kontrol kaybı hissini hatırlattığı bile söylenebilirdi; bu nedenle katedrale gitme bahanesini öne sürerek Richardson'dan marquis siyah çayı hazırlamasını istemişti.

"Mümkünse, tatlı soğuk çay da çok hoş olur. Güneye özgü bir tat," dedi şakacı bir tonda.

"Bir dahaki sefere hazırlarım," diye cevap verdi Richardson saygılı bir tonda.

Klein gülerek başını iki yana salladı.

"Hayır, gerek yok. Uygun kaçmaz...

Komşularla biraz daha yakınlaştığımda ve Desi tarzı bir ziyafet vereceğimizde tatlı soğuk çay yapabiliriz. Heh heh, eminim çocukların çok hoşuna gidecektir."

İş vereninin niyetini yanlış anladığını fark eden Richardson telaşla başını salladı, "Aklımda tutacağım."

Böklund Sokağı 160 numaradan Phelps Sokağı'ndaki Aziz Samuel Katedrali'ne yürüyerek gitmek yalnızca yirmi dakika sürüyordu. Aslında Klein, imajını ve statüsünü pekiştirmek için araç kiralamak zorunda olmasa, yediklerini sindirmek ve spor yapmak için bu yolu yürümeyi tercih ederdi.

Kısa süre sonra araç katedralin önündeki meydanda durduğunda, elinde altın kakmalı bastonu olan Dwayne Dantes inip keyifli bir ifadeyle güvercinleri izlemeye başladı.

Katedrale girip ana dua salonuna geldikten sonra ise şapkasını ve bastonunu Richardson'a teslim edip rastgele bir yere oturdu. O ellerini birleştirmiş ciddiyetle dua ederken Richardson da arkasında oturmuş sunaktaki Karanlık Kutsal Amblem'e doğru bakıyordu.

Bu sakin atmosferde, Klein maneviyatının hafifçe dağıldığını hissetti. Katedralde dua eden diğer herkes de benzer durumlarla karşılaşacağından, bu gelişme onu hiç şaşırtmamıştı. Zaten güçlü inançları taşıyan maneviyat parçacıkları, Chanis Kapısı'nın altındaki mühürlerin güç kaynağıydı.

Ne kadar bilinmez bir süre sonra manevi algısı tetiklenen Klein anında gözlerini açıp çapraz karşısına doğru baktı.

Orada, siyah rahip cübbeli yaşlı bir adam vardı. Saçları seyrek, yüzü ise solgundu. Öyle ki ölü bir adamı andırıyordu.

Buz gibi aurası uzaklardan bile hissedilebiliyordu. Dua salonunun karanlık ortamına büyük oranda uyum sağlamıştı.

Bir Bekçi... Klein tek bakışta adamın görevini anlamıştı. Birkaç saniye sonra yeniden gözlerini kapatıp dua etmeye devam etti. Yüz hatlarını çoktan hafızasına kazımıştı.

Büyük bir burun, grimsi-mavi gözler, sarkık bir yüz.

O sırada rahip cübbeli adam da rastgele bir sıraya oturup ciddi bir tavırla dua etmeye başladı. Dua salonunun ön kısmındaki duvarında birkaç delik vardı. İçeri sızan saf ışık, gökyüzündeki parlak yıldızları andırıyor ve bu da karanlık ortamı oldukça narin ve kutsal gösteriyordu.

Zaman hızla akıp geçerken, Klein bir kez daha manevi algısının tetiklendiğini hissetti.

Dikkatli bir şekilde gözlerini açtığında, siyah cübbeli Bekçinin yerinden kalktığını, yandaki bir geçide girdiğini gördü.

Bu geçit katedralin arkasına çıkıyor olmalı... Bekçiler katedralde mi kalıyor? Aileleri ya da kendi evleri yok mu? Durumlarına bakılırsa bunun şaşırtıcı olduğunu söyleyemem ama... Dahası, Chanis Kapısı'nın Bekçileri piskoposlar tarafından izleniyor, yani bu normal bir önlem olabilir... O halde, katedralin arkasındaki alana girme özgürlüğünü elde edebilmek için rahiplerle ve piskoposlarla arkadaş olmam gerekiyor... Klein bu düşünceler eşliğinde bir kez daha gözlerini kapatıp olası sorunları gözden geçirmeye başladı.

Bir süre sonra da yavaşça kalkıp sunağa yaklaştı. Bağış kutusunun önüne geldiğinde, cebinden 15 pound çıkarıp kararlı bir şekilde kutuya attı.

Bu sırada görevdeki piskopos ve rahibin bakışları da ona dönmüştü. Geçen seferden onu hatırladıklarından bu kez yüzlerinde dostça bir ifade vardı.

Klein, onlara nazik bir baş selamı verdikten sonra çıkışa yöneldi. Richardson da hemen arkasındaydı.

Tam onlar dua salonundan çıkmış, ana kapıya ulaşmak üzereyken içeri birkaç kişilik bir grup girdi.

Liderleri uzun favorileri olan, yumuşak yüz hatlarına sahip orta yaşlı bir adamdı. Siyah bir trençkot giymişti ancak eldiveni ya da bastonu yoktu.

Yanında ise yine benzer bir trençkot giyen genç bir adam vardı. Genç, siyah saçları, yeşil gözleri ve taranmamış gibi görünen dağınık saçlarıyla oldukça yakışıklı görünüyordu.

Klein bu figüre aşinaydı. Ancak elbette yıllardır onu görmemişti.

Leonard Mitchell!

Kalbi hızla atmaya başlayan Klein, temposunu bozmadan siyah trençkotlu Gece Kuşları'na doğru yürümeye devam etti.

Evet, onların Gece Kuşları olduğundan emindi!

Yanlarından geçerken Leonard ve diğerlerine kaçamak bir bakış atıp doğrudan ana girişten çıktı.

Gökyüzünde güneş parlıyor, güvercinler uçuyordu.

Leonard Mitchell, yanlarından geçen inananlara gelişigüzel bir bakış attıktan sonra sessizce iç çekti. "Umarım bu kez birkaç gün Backlund'da kalıp güzelce dinlenebiliriz. Bu seferki dava oldukça tehlikeli ve heyecanlıydı, bir an bile rahat nefes alamadık."

Leonard'ın Kırmızı Eldivenler ekibi, insan derisi giyen Şeytan davasını yeni çözmüş ve iki hedefi ele geçirmişti.

Bu, yüzeyde oldukça kolay görünse de gerçek bunun tam tersiydi. Pek çok zorluk atlatmış, büyük sıkıntılar yaşamışlardı. Her bir ekip üyesi hem zihin hem de fizik olarak son derece yorgundu.

Kaptan Soest gülümseyerek başını iki yana salladı.

"Biz Kırmızı Eldivenlerin hayatı bu. Katılmayı seçtiğinde bunu zaten biliyor olmalıydın.

Ancak, Ruh Güvencisi'ne geçişin için tebrik ederim."

Leonard hafifçe gülümsedi.

"Beklediğimden daha yavaş oldu. Ayrıca, Kaptan Soest, siz de sonunda Dizi 5'e geçtiniz."

"Bu kiliseyle ilgili bir sorun değil. Daha iyi katlanabilsem Ruh Büyücüsü'ne çok daha erken geçerdim." O sırada dua salonuna girmek üzerelerdi, bu yüzden Soest hemen ciddi bir ifade takındı. "Tanrıçaya dua et. Bu, zihinsel stresini ortadan kaldıracak, iyileşmene yardımcı olacaktır."

Böylece grup dua salonunda rastgele bir sıraya geçip oturdu. Ancak tam Leonard gözlerini kapatmış dua etmeye başlayacaktı ki, kafasındaki yaşlı sesin yankılandığını duydu:

"Az önceki kişide bir sorun var."

"Kimde?" Leonard başını kaldırmadan, kısık sesle cevap vermişti.

"Katedralin girişindeki adam. Senin bedeninde yaşadığımdan ve henüz gücümü toparlayamadığımdan vaktinde yetişemedim."

Leonard birkaç saniye düşündükten sonra yumuşak bir tonda cevap verdi, "Sorunlu derken neyi kast ediyorsun?"

"Eski bir auraya sahip."

"Uzun zamandır hayatta olan bir Beyonder olabilir mi? ... Araştırmaya çalışacağım."

Moruk bir şeyler saklıyor olmalı. Sorunlu kişileri bildirmeye nadiren gönüllü oluyor ve bu konularda oldukça belirsiz... Hedefi bulup şimdilik herhangi bir tehlikesi olmadığını onayladıktan sonra bırakacağım. Dördüncü Dönem'den kalma ölümsüz bir canavarın işlerine burnumu sokmak istemiyorum... Eğer gerçek bir felakete sebep olacak biriyse de doğrudan başpiskoposa bildiririm...

Cherwood Bölgesi'ndeki bir dairede.

Fors, elindeki 220 poundu Xio'ya uzattı, "Senden aldığım borç."

Bay Ay ve Madam Ermiş'ten toplam 600 pound almıştı.

Xio, dağınık sarı saçlarını karıştırmaya devam ederken önce paraya sonra da Fors'a baktı. "Yasadışı kumar mı oynuyorsun sen?

Bu kumar işleri hep aldatmaca ve tuzaktır. Daha fazla kaybetmeni sağlamak için başta kazanmana izin verirler! Hile Ustası olduğun için onları kandırma şansın olsa bile, aralarında başka Beyonderlar da saklanıyor olabilir!"

"Dur, dur dur!" Fors ellerini indirip öfkeli bir tonda devam etti, "Yasadışı kumar oynayacak birine mi benziyorum?"

Xio tereddüt etmeden cevap verdi, "Evet! Seni durdurmasam yalnızca sigara değil esrar bile içerdin!"

Bunun sebebi dolunayda çektiğim acıyı hafifletmeye çalışmamdı. Artık buna ihtiyacım yok... Fors çaresiz bir şekilde iç çekip hemen açıklamaya başladı, "Mistisizm bilgilerimi bir Beyonder toplantısında sattım. Heh heh, alıcı oldukça cömertti, birkaç yüz pound ödemeyi kabul etti."

"Demek öyle..." Xio'nun tonu anında yumuşamıştı, "Doğu Bölgesi'nde yeni bir Beyonder toplantısı başlatıldı. Ben de davet edildim."

"Yeni bir Beyonder toplantısı mı?" Fors'un gözleri parlamıştı.

Öğretmeni Dorian Gray'den ve Bay Aptal'dan, Lewis Wien'in Aurora Düzeni mensubu bir Kahin olduğunu öğrenmişti. Bu adamın Backlund'a gelmesinin sebebi, bu büyük şehirdeki Aurora Düzeni hizbini yeniden inşa etmek için kayıp Bay A'nın yerini almak olabilirdi. Bu nedenle gizli bir kılık altında yeni bir Beyonder toplantısı düzenlemiş olma ihtimali oldukça yüksekti.

Fors, düşünceli bir şekilde başını salladı, "Katılacak mısın?"

"Elbette, Sorgulayıcı iksirimi hazırlamalıyım," dedi Xio tereddüt etmeden.

Bu sırada Fors esnemeye başlamıştı.

"Yeni bir üye davet etme hakkın olduğunda beni de çağırmayı unutma."

Yorumlar (2)

Yorum yapmak için giriş yapın

Bu seri hakkındaki düşüncelerinizi paylaşmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.

Profil Ayarları

K

Kabul edilen formatlar: JPEG, PNG, WebP, BMP, TIFF

Maksimum boyut: 2MB

Kullanıcı adı 3-30 karakter arasında olmalıdır.
E-posta adresi 3-70 karakter arasında olmalıdır.
Şifre en az 8 karakter olmalıdır.
Yorumlar yükleniyor...

Fotoğrafı Kırp

Kırpılacak Fotoğraf

Bölümler

Sorun Bildir

Karşılaştığınız sorunu detaylı bir şekilde açıklayın: