Devasa siyah kule tüm alanı yutan kör edici mavi bir ışık yaydığı anda, Atticus'un bedeni hemen kasıldı.
Herkesten daha hızlı tepki verebilmişti. Elini katanasının kabzasına atarak tamamen tetikte bir hale büründü ve gelebilecek her şeye karşı cevap vermeye hazır bekledi.
"Bize rahat yüzü vermeyecek mi bunlar! Daha ilk günden bu ne ya!" diye bağırdı Nate aniden geniş kılıcını çıkarırken.
Herkesten alçak sesli homurtular yükseldi, hepsi hoşnutsuzluğunu dile getiriyordu. Sadece bir gün içinde pek çok şey yaşadıkları için hepsi gerçekten yorgun ve bitkindi.
Ama buna rağmen, alandaki tüm gençler kasılmış ve ortaya çıkabilecek herhangi bir şeye karşı savaşa hazır hale gelmişti. Birçoğu bitkin düşmüş olsa da, hepsi hala dövüşmeye hazırdı.
Ancak birkaç saniye bekledikten sonra hiçbir şey olmadı.
'Hıh?' diye düşündü Atticus bir şeyi gözden kaçırıp kaçırmadıklarını kontrol etmek için alanı tararken.
Ama birkaç saniye taradıktan sonra bile hiçbir şey çıkmadı. Kör edici ışıklar sanki en başından beri hiç orada değilmiş gibi geri çekildi.
Ve sonra, alanın dört bir yanında her biri birbirinden yaklaşık 90 metre uzaklıkta yuvarlak metalik sütunlar toprağı yararak fırladı. Hepsi de ormana yakındı, birkaç yüz metre uzağındaydılar.
Sadece birkaç metre boyundaydılar, yüksek bir çit kadardılar.
Atticus sütunlara baktı, zihni harıl harıl çalışıyordu. Dürüst olmak gerekirse bu kadar düşünmeye gerek yoktu. Bu sütunların bir tür sınır görevi gördüğü belliydi.
'Bölgemizi yönetmemiz ve korumamız gerekiyor. Sanırım bölgenin sınırı bu kadar.'
Biraz düşündükten ve başka bir şey olmadığını gördükten sonra Atticus, alanın ortasındaki devasa siyah kuleyi kontrol etmeye karar verdi.
Alanın ortasına doğru yürümeye başladı, diğer Ravenstein gençleri de onu takip ediyordu.
Birkaç dakika sonra hepsi heybetli siyah kulenin önünde duruyordu. Kulenin etrafındaki 50 metrelik zemin, kulenin yapıldığı aynı sert ve metalik malzemeye dönüşmüştü.
Atticus kuleye yaklaşırken, daha önce bilgi ararken ortaya çıkan yeni özellikler arasında gördüğü bir tanesini aniden hatırladı.
Eserine tıklayarak 'Bilgi Kahini' bölümüne geçti. Ve sorusunu sormasını isteyen bir bildirim hızla belirdi.
"Önümdeki bu siyah sütun da ne?" diye sordu Atticus. Hepsi ona yakın olan Aurora, Lucas ve Nate, aniden onun konuştuğunu duyunca dönüp ona baktılar.
"Biz nereden bilelim? Resmen hep birlikte ilk kez görüyoruz," dedi Aurora, Atticus'un akıl sağlığını sorguluyormuş gibi ona bakarak.
Atticus'un ağzı seğirdi.
Ama eserini kullandığını bilmemesi onun suçu değildi. Sadece kullanıcı, kendi önünde beliren holografik arayüzü görebiliyordu.
Atticus birkaç dakika önce hepsi cihazlarını kullanırken bunu fark etmişti. Diğer Ravenstein gençlerinin ekranını görememişti.
"Sana sormuyordum, geri zekâlı. Görünüşe göre eserindeki özellikleri hatırlayamayacak kadar salaksın," diye lafı yapıştırdı Atticus.
Aurora'nın yüzü utançla kızarırken, "A-asıl salak sensin! Hıh," diye karşılık verdi meydan okurcasına kollarını kavuşturup yüzünü çevirerek.
Eseri sorusunu yanıtlamaya başlarken Atticus hafifçe kıkırdadı,
==
'Siyah kule' tanımı, terminal olarak bilinen işlevsel bir birime karşılık gelir. Bölük yönetimi altındaki her bölgeye stratejik olarak konumlandırılmıştır.
Öncelikle onu bölgesel feneriniz olarak düşünün. Siyah kule bölgenin sahipliğini ifade eder; bu siyah kule korunduğu ve güvende olduğu sürece, bölgenizin sahibi olarak kalırsınız.
Ayrıca bölükten yapılan alışverişlerin anında teslimatla sorunsuz bir şekilde gerçekleşmesini sağlar. Birkaç özelliği, önem kazandığında ilerleyen zamanlarda sizin için açığa çıkarılacaktır.
==
Terminalin açıklamasına bakan Atticus başını salladı. Bunun ne olduğunu diğer gençlere açıklamaya karar verdi,
"Bu kuleye terminal deniyor ve bölgeyi işaretlemeye yarıyor. Temelde korumamız gereken şey bu," diye açıkladı Atticus.
Yüzlerindeki kafa karışıklığını gören Atticus iç çekti, "Eserlerinizi açın ve 'Bilgi Kahini' bölümüne gidin," diye talimat verdi.
Gençler onaylayarak başlarını salladılar ve tam olarak söylendiği gibi yaptılar, birkaç saniye sonra hepsinin yüzünde anladıklarını belirten bir ifade belirdi.
"Peki şimdi ne olacak?" diye sordu Nate birkaç saniye sonra, tüm gençlerin talimat için Atticus'a dönmesine neden olarak.
"Şimdi, bir grup kuruyoruz," diye yanıtladı Atticus.
…
Atticus ve diğer Ravenstein gençleri, terminalden birkaç metre uzakta topraktan yapılmış sandalyelere ve yuvarlak bir masaya oturdular.
Geri kalan diğer gençler çoktan terminale ulaşıp onu incelemişlerdi ve hepsi birkaç metre ötede Atticus'un Ravenstein gençleriyle konuşmasını bitirmesini bekliyorlardı.
Az önce şahit olduklarından sonra hiçbirinin onların toplantısını bölmeye maçası yemiyordu.
Atticus bakışlarını çevirerek onunla masada oturan gençlere baktı, "Askeri tarzda bir grup kurmaya karar verdim," diye söze girdi aniden.
Üzerinde epey kafa yorduktan sonra Atticus sonunda askeri bir grupla ilerlemeye karar vermişti. Böyle yapmasının daha iyi olacağını hissediyordu.
Şu anda akademideydiler ve Atticus bu yere geldiğinden beri bir şey öğrendiyse o da savaşların asla bitmediğiydi.
Bu arazide kaldıkları süre boyunca, Atticus hepsinin bol bol savaşacağından kesinlikle emindi.
Bölüğünü bir an önce düzgün bir şekilde hazırlamak ve organize etmek en iyisiydi.
'Bize verilen mevcut görevden bir ay sonra bir şeyler olacağı çok açık,' diye düşündü Atticus.
Atticus mevcut görevlerini ilk gördüğünde, aklına gelen ilk şey bir ayın sonunda önemli bir şeyin olacağıydı.
Hepsi o ayı sağ atlattıkları için ödüllendiriliyordu, ne kadar düşünürse düşünsün bu gerçekten tuhaftı.
Zaten hepsine akademi yılı boyunca hayatta kalmaları söylenmişti ve bu görevin onlara her ay verileceğinden şüpheliydi.
Sanki akademi ne pahasına olursa olsun hepsinin ay sonuna kadar hayatta kalmasını istiyor gibiydi.```

Yorumlar (2)
Yorum yapmak için giriş yapın
Bu seri hakkındaki düşüncelerinizi paylaşmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.
Yorum Yap
Bildirimler
Henüz bildiriminiz yok
Profil Ayarları
Kabul edilen formatlar: JPEG, PNG, WebP, BMP, TIFF
Maksimum boyut: 2MB
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!