"Zamanı geldi."
Sözler kulaklarına ulaştığında Whisker derin bir iç çekmekten kendini alamadı.
"Bu barışı çok özleyeceğim."
"İyi tarafından bak." Atticus bakışlarını gökyüzünden ayırmadı. "Tüm bunların nihai amacı sonsuz barış."
"Sanki beni öldürmek istiyormuşsun gibi konuşuyorsun."
"Aklımdan geçmediğini söyleyemem."
Whisker abartılı bir şekilde nefesini tuttu. "Benim yıldız aktörüm! İlişkimiz bunca zamandır tek taraflı mıydı?"
Whisker öylesine içten bir acı çekiyormuş gibi bakıyordu ki, gören herkesin ona acıyası gelirdi. Ama karşısındakiler acemi değildi.
"Bunu yeterince belli ettiğimi sanıyordum?" Atticus ona dönüp bakmadı bile.
"Tembel aptal." Ozeroth yangına körükle gitti. "Bu sadece ne kadar işe yaramaz olduğunu gösteriyor."
Whisker yavaşça başını iki yana salladı. "Bu... şok edici," dedi üzgün bir ses tonuyla. "Belki de kıymetimin bilineceği bir yere giderim."
"Ah!" Ozeroth kahkahalara boğuldu. "Şu saatten sonra, hayatları boyunca kıçlarını silmeyi teklif etsen bile derecesiz dünyalar dahi seni aralarına almaz!"
Whisker'ın gözleri kısıldı. Sonra gülümsedi. "Hm—" ama o konuşamadan Atticus hızla araya girdi.
"Pekala, bu kadar yeter. Sadece şaka yapıyordum elbette, Whisker."
"Ama yine de incitiyor. Hem de çok."
Atticus iç çekti. Bunu sırf beladan uzak durmak istediği için yapıyordu. Gerçek İradesinin uyanışından sonra Ozeroth'un kibri katlanmış gibiydi; geçmişte olsa bu düşünce onu ürpertirdi.
Artık kendisine edilen en ufak bir hakarette parlamaya çok müsaitti. Whisker bunu çok iyi biliyordu ve kullanmaktan çekinmezdi. Atticus bugün kavga ayıracak havada değildi.
"Özür dilerim," dedi Atticus. "Şimdi her şey yolunda mı?"
Whisker gülümsedi. "Bir tanrıdan özür..." Whisker derin bir nefes aldı. Kulağa geliş şekline bayılmışa benziyordu.
Gülümsemesi genişledi. "Evet. Yolunda."
Atticus başıyla onayladı ve bir kez daha gökyüzüne döndü.
"Seni takip edemeyeceğimi biliyorsun, değil mi?" diye uyardı Whisker, bunu bilmem kaçıncı kez dile getirerek.
"Evet, daha önce bahsetmiştin." Atticus, o yokken işlerin ters gitmesi ihtimaline karşı çoktan hazırlıklarını yapmıştı.
Geçtiğimiz beş ay boyunca Eldoralth'ın koruyucularının sayısını artırmıştı. Eldorianların sayısı 6'dan 10'a yükselmişti.
Bunların 8'i insandı ve Atticus son ikisini Jenera ile Zenon'a vermeye karar vermişti.
İkisi de bunu hak ettiklerini kanıtlamıştı. Yine de siyaset gereği, insanların oranını yüksek tutmuştu.
Bunun dışında Noctis'i Anastasia'ya bırakmıştı. Ufaklık, Atticus'la birlikte gelemeyeceği için üzülmüş ama aynı zamanda onunla vakit geçireceği için de sevinmişti.
Atticus; Magnus, Avalon, Oberon ve Jenera'ya ne kadar süreceği belirsiz bir süre boyunca buralarda olmayacağını bildirmişti.
Ne olur ne olmaz diye bu bilgiyi aralarında tutmalarını söylemiş ve ayrıca Noctis'in hala buralarda olduğunu onlara hatırlatmıştı.
Tüm bu hazırlıkların yanı sıra Whisker da etrafta olacaktı. Ailesinin güvende olduğunu bilmek Atticus'un içini büyük bir rahatlamayla dolduruyordu.
"Onları güvende tut."
Whisker, Atticus'un sesindeki ciddiyeti hissedebiliyordu. İğneleyici laflarını kendine saklamaya karar verdi.
"Tutacağım."
Whisker'ın yanıtı üzerine Atticus başıyla onayladı. Ardından gözlerini kapattı.
Bir sonraki an, Whisker onun yanından kayboldu ve uzaklarda belirdi.
'Nihayet. Sıkıcı zamanlar sona erdi,' diye düşündü Whisker geniş bir sırıtışla.
Barıştan keyif aldığı doğruydu ama şimdi her şey değişmek üzereyken, Whisker kendini yaklaşmakta olan kaosun tadını daha çok çıkarırken buldu. Sabırsızlanıyordu!
Atticus'tan kızıl bir pelerin patlayarak yayıldı. Kilometrelerce, sonra yüzlerce kilometre, sonra binlerce kilometre boyunca arazileri kapladı... ta ki tüm gezegen sarmalanana kadar.
Yeni Eldoralth'ın vatandaşları kızıl gökyüzünü görmek için başlarını yukarı çevirdiler.
Yüksek tepenin zirvesinde Magnus ve Avalon yan yana durmuş, değişen bir yoğunlukla gökyüzüne bakıyorlardı. Şehirlerin dört bir yanında paragonlar bakışlarını yukarı dikmişlerdi.
Kimse bir şey söylemedi ve güç seviyeleri ne olursa olsun kalpleri hızla çarpmaya başladı.
Bir şekilde hepsi biliyordu...
Bir değişim yaklaşıyordu.
Dünya kızıl bir parıltıyla sarmalanırken, Atticus güçlü bir çekim hissetti. Tanrı olduğu an hissettiği çekimin aynısıydı.
Direnmedi ve işte böylece Eldoralth'ın tanrısı gezegenin yüzeyinden silinip gitti.
…
Atticus gözlerini çökmekte olan bir dünyaya açtı.
Karanlıktı ama aynı zamanda parlak bir şekilde aydınlanmıştı.
Gökyüzü uçan adalarla dolup taşıyordu; her biri sanki sonsuz bir yıkım döngüsüne hapsolmuş gibi yavaşça atmosfere aşınıp karışıyordu. Gökyüzü, sanki gerçekliğin kendisi parçalanmış gibi baştan başa çatlaklarla doluydu.
Harabeye dönmüş bir dünyaydı.
'Biri izliyor.'
Atticus'un eli savaşa hazır bir şekilde katanasına uzandı.
Bakışları ileriyi delip geçti, düzinelerce uçan adayı aşıp bir tanesinde sabitlendi.
Bu ada daha büyüktü ve diğerlerinden bile daha hızlı korozyona uğruyor gibiydi. Ancak Atticus'un odaklandığı şey ada değildi.
'Orada.'
Bakışları, büyük bir tahtta sakince oturan bir figürde daraldı. Bedenini karanlıktan bir pelerin sarmıştı, sanki derin bir uykudaymış gibi başı öne eğikti.
Atticus'un gözleri figürün göğsüne kaydı ve işte oradaydı; kalbinin olması gereken yerde büyük, kocaman bir delik vardı. Bir kafa büyüklüğünde bir boşluk.
İçine bakmaya çalıştı ama orada tek bir şey vardı.
Sonsuz karanlık.
Yine de her nedense Atticus'un dikkatini çeken şey bu olmadı.
Onu asıl ele geçiren o histi. Bu yeni dünyaya rağmen. Etrafında açıkça kol gezen kaosa rağmen... Atticus böyle bir yerde en az mantıklı olan tek duyguyu hissetti.
Üzüntü.
Sonra figürün gözleri aniden fal taşı gibi açıldı.
Atticus'un gözleri onunkilerle buluştu ve bakışları anında iğne ucu kadar küçüldü. Katanasındaki tutuşu sıkılaştı.
Vuşş!
Ancak aradan bir an bile geçmeden Atticus kendini doğrudan figürün önünde dururken buldu.
Gözleri fal taşı gibi açıldı. Bir sonraki saniye geri sıçrayarak aralarına mesafe koydu.

Yorumlar (2)
Yorum yapmak için giriş yapın
Bu seri hakkındaki düşüncelerinizi paylaşmak için hesabınıza giriş yapın veya yeni bir hesap oluşturun.
Yorum Yap
Bildirimler
Henüz bildiriminiz yok
Profil Ayarları
Kabul edilen formatlar: JPEG, PNG, WebP, BMP, TIFF
Maksimum boyut: 2MB
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!